İlk gördüğümde gülümsetti bu fotoğraf herkes gibi beni de…
Ama sonra o iki kadını karşılaştırmaya başladım. Alaycı bir
tavırla değil elbette.
İki kadının olduğu bu resmi iyice yakınlaştırıp önce
yüzlerine sonra gözlerine dikkatle baktım.
İlk gördüğümde gülümsediğim
fotoğraftan çok farklı şeyler vardı bu kez.
Soldaki kadın modern duruşuyla
direkt dikkati üzerine çekiyor. Onda batının modern, özgüveni yüksek, maddi
özgürlüğü elinde ve kaliteli bir yaşam tarzının yansıması varken, diğerinde
alelade ve geride kalmış bir yaşam biçimi... Ama gözlerine bakınca, yüzü ve kıyafetleri ‘batı- modernizm’ derken,
gözleri usanmışlıkla ve onlarca anlamsızlıkla dolu.
Diğer kadına bakınca ise; o
kadar az, masum ve samimi anlamlar var ki… Evine gidip çocuklarına annelik,
kocasına hanım olma vazifesinden başka derdi yok gibi… Diğer kadın ise onlarca
erkeğin gönlünde belki… Belki tek ortak noktaları kadın olmaları gibi
gözükürken, aslında ikisi de aynı nefs ve hevaya sahip.
Alaycı gibi gözükse de
o kadına sakin bi yaşamı tercih edip etmeyeceği sorulsa, dili hayır dese de
eminim gönlü evet diyecek. Şu da var ki feminist olduğunu iddia eden kadınlar
bile evliliği istemekte. Çünkü, kültürü, eğitimi, ahlakı ne olursa olsun kadınların
fıtratında birine sığınma duygusu var.
Evet, sadece bi fotoğraf…
Ne gerek var onca yüze göze
bakmaya değil mi? O teyze evinde yemek yapsın o kadın da ne istiyorsa onu… Acaba
hangimiz isterdik, batılı kadın tarzında olan bir anneyi veya eşi…
Tamam, saçma
oldu bu, onlarca erkeğe vaziyet etse de fiziki ve kültürel anlamda tabi ki
soldaki kadın. Diğeri iki lafı bi araya getiremeyecek biri. Düşündüm de o
yöresel kıyafetlerini alıp kadını o modern! kadının kıyafetleriyle sadece bi
kaç dakikalığına sokağa salsak eminim utancından yerin dibine geçerdi.
Neyse hayat devam ediyor, teyze evinde, o kadın hayatında
rahat.
Ne gerek var onca düşünceye değil mi?
- Siyah Gül

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder