27 Şubat 2012 Pazartesi

Ey kalem denilen yâr...




''Yaz beni ey kalem denen yâr...
Yaz ki anlatamadıklarım seninle dile gelsin...
Oku beni...
Senin kadar kimse bilmez, kimse anlamaz beni Rabbimden gayri...
Yüreğim yanmakta ey kalem...
Okumuyor artık beni sayfalar. 
Ya şimdi hangi ressam çizebilsin ki bu hüznü...
Göz kapaklarımın altında nice mercanlar saklanır oldu...
Anlatamıyorum ey kalem... İçimdekiler volkan olmuşken şu defter olmasa, sana bile anlatamazdım ki..
Yak beni ey kalem!
Yandıkça bu sine hafif gelsin gelsin bu acılar... Acılar sancı olsun içre içre...
Ölürken gözleri açık gidenler gibi... Defterim açık kalsın ey kalem... Bakan gözler kelam görsün kalem değil! Zira onlar âlem değil elalem gözüyle baktılar herşeye... Heyhat!
Sil beni ey kalem...
Varlığımın silindiği gün şu dünya aleminden, evladının mezarı başında ağlayan anaların gözyaşı mendili gibi sil beni...
Susma ey kalem...
Söyle; vaveyla kopar göklerde.. Yalnızca ben bile bilsem kağıda döktüklerini susma...
Dindir bu acıyı ey kalem dindir...
Sana anlattıkça, sen bana dost oldukça bu acıyı dindir...''


Siyah Gül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder